18 Mart 2008 Salı

vadideki köprü


televizyon karşısında koltukta sızıp kalmanın bir tadı olduğunu bilen bilir. işin tatsız kısmı, gözünü açtığında seyrettiğin şeyin bitmiş olduğunu ya da gayet seyredilecek bir şeyin dibini bulduğunu görmektir, tatsızdır.

evvelsi gün olan tam bu. gözümü açtığımda karşımda bir takım çocuklar, arapça-ibranice konuşuyorlar (şükür, belgesel altyazılı, hissiyat çok kuvvetli geçiyor). hafiften de uyku sersemliği, mevzuyu bir türlü tam olarak çözemedim ama hafiften kavradım. aynı okula gidiyorlar. birbirlerini seviyorlar. "bu işler nasıl işler" tadındalar. arada okuldaki hocalar kendi aralarında konuşuyor falan. "24"teydi, ilk bölümünü zaten kaçırmışız, vadideki köprü'nün anca son 5-6 dakikasını seyredebildim. ama tamamını görmeyi pek isterdim. tekrarı olur mu? olur da denk gelirseniz kaçırmayın.

2 yorum:

fk dedi ki...

Gercekten icler acisi bir durum. Cocuklarin masum dünyalarinin savasla nasil kirletildiginin cok acik bir göstergesi. Hele de israillilerin kendilerini ne kadar hakli gördügü cok bariz gösterilior. Kanim dondu diyebilirim belgeseli seyrederken.Ama hala elimiz kolumuz bagli oturuyoruz. Yorum yapmaktan baska bir sey yapamiyoruz maalesef......

Adsız dedi ki...

2004 başlarında Ara vadisinde Kfar Kara köyünde yaşayan Arap ve İsrailli aileler, aralarında diyalog kurmak için 50 İsrailli Arap ve 50 Arap çocuğun birlikte okuyacakları bir karma ilkokul kurdu. İbranice ve Arapça eğitim verecek olan ve "Vadinin üzerindeki köprü" olarak anılan okul projesi daha başlangıcında bazı sorunları beraberinde getirdi.
"Vadideki Köprü" belgeseli, çocukların çevrelerindeki yetişkinler dünyasının korkularından ve kuşkularından; p nasıl sıyrıldıklarını ve kendilerine özgü bir anlaşma ortamı yarattıklarını yorumsuz bir biçimde sergiliyor. güzel bi belgesel filmi bende son 5 - 6 dk kasına yetistim yinede olsun güzel bi flim di bu flim mi herkesein izlemesini isterdim